28 Kasım 2014 Cuma

Kore'de Eğlence Hayatı- 2

Sınavlarım sebebiyle bir süredir yazamamıştım. Af dileyerek yeni yazımla sizlere merhaba diyorum J
Yazılarımı kısa tuttuğumla ilgili ufak bir eleştiri aldım. Bunun üç sebebi var:
1- Bloguma ilk giren kişinin upuzun bir yazıyla karşılaşıp okumaya üşenmemesi için.
2- Heyecan yaratalım, bölüm bölüm verelim hikayeleri ki sirkülasyon devam etsin ehe.
3- Bir anda her şey aklıma gelmeyebiliyor. Hatırlamak için kendime zaman tanıyorum.
Ayrıca, henüz kısa bir süre olmuş olmasına rağmen sayfama binlerce kez tıklandı. Çok mutluyum ve ilginiz için hepinize çok teşekkür ederim.
Ve...
Kore'deki ilk gece hayatı deneyimimizden sonra, her gece dışarı çıkmaya başladık. Hatta hayatın gündüz değil gece başladığını fark ettik.
Böyle saat 23:00 gibi falan çıkarsanız, caddelerin en canlı saatlerini yakalarsınız. Neden? Çünkü sabahları herkes çalışıyor arkadaşlar. Öğrenciler okulda, büyükler işte. Haftasonları dahi -daha önce de belirttiğim gibi- sabahları bir yerlerde çalışıyorlar. Ne zaman ki güneş batıyor, herkes eğlenmeye dışarı çıkmaya başlıyor.
Markette çalışan çocuk çıkıp yolun karşısındaki kozmetik mağazasında çalışan kız arkadaşını alıyor ve karaokeye gidiyorlar. Ofisten çıkan çalışanlar ekip arkadaşlarıyla birlikte içmeye gidiyorlar. Gece kulüpleri, kafeler, restoranlar, caddeler doluyor ve sabahın ilk ışıklarına kadar eğlence devam ediyor.
Ateşli cuma...
Adını unuttuğum ünlü bir yer
(gece daha başlamamış 
saat 21:00 civarı)
Koreliler cumaları böyle adlandırıyor. Cuma gecesi, eğlence gecesi. Çağrışım yaptığı şey akla ilk gelen şey değil. Ateşli cuma, arkadaşlarınızla kahve içmek gibi eğlenmek için yapılan herhangi bir şeyi de kapsayabilir. Küçük not: En iyi ateşli cuma yaz aylarında Busan'da yapacağınız ateşli cumadır. Ona da bir ara değineceğim.
Her neyse.. Böyle ateşli cumalar, alevli meyveler derken fark ettim ki Koreliler içmeyi de çok seviyor.
Daha akşamüstü 5'te sokakta sarhoş insanları görmeye başlıyorsunuz. Gecenin ilerleyen saatlerinde de baygın insanları... J
Tüm bu eğlenceler hafta içi de devam edip gidiyor. Hatta kış geldi dışarı çıkılmaz anlayışı da yok Kore'de. Buz gibi havada bile her yer insanla doluyor. Kışın da festivaller yapılıyor falan. Yani zaman, mekan, hava, saat hiçbir şekilde eğlenceyi engellemiyor. Bir şey hariç. Çalışma.
Aklımda şu soru dolandı bir süre, bu insanlar ne zaman uyuyor? Dün gece saat 3'te gördüğüm sarhoş takım elbiseli adam yarın işe saat kaçta gidecek? Derken bununla ilgili yaptığım gözlem ve araştırmalar da beni şu sonuca ulaştırdı: uyumuyorlar. J
Apgucong'taki favorimiz
 Monkey Beach
5 saatlik bir uyku, bir Asyalı için yeterli bir uyku sevgili arkadaşlar. Bu az uyku durumu öylesine eski zamanlara dayanıyor ki Korece'de 'erken sabah' diye bir kavram bile var. Spor için, ibadet için, güneşi selamlamak için... Adı her neyse onun için, çok erken kalkıyorlar. İşte bu sebepten, çok aktif bir yaşamları var Korelilerin. Ve artık biliyorum ki o ofis çalışanı saat 7'ye kadar uyudu. Sabah da bir güzel işinin başına geçti.
Koreli bir arkadaşım da lisedeyken, saat 3'e 4'e kadar eğlenip üç saat uyuyup sonra da okula gittiğini anlatmıştı.
Sanırım bu yüzdendir ki, okullarda uyuma salonları mevcut. Liselerde var mı bilmiyorum ama gittiğim bir üniversitede, kızlar ve erkekler için ayrı yapılmış uyuma odaları vardı.
Öğrenciler ders aralarında saatlerini kurup buralarda uyuyorlar. Böylece gün içerisindeki boş vakitlerini de doldurmuş oluyorlar(ben de deneyimledim. Ranzalar ve yer yatakları var. Temiz görünüyordu. Üç kız daha vardı benimle birlikte. Bir saat kadar uyudum.)
Ayrıca metroda da insanların %50'si telefonla ilgilenirken kalan %50'si uyuyor. Koreliler aktif yaşamlarının bir getirisi olarak garip yerlerde anında ve kısa süreli uyuyabilme özelliğine sahipler. Sadece beş dakikaları bile olsa, uygun buldukları herhangi bir köşede uyuyup beş dakika sonra hayatlarına devam edebiliyorlar. Bu nedenle her şeye yeterli zaman bulabiliyorlar. Ben de Koreli gibi deneyeyim dedim bu işi. Metroda, trende, kumsalda falan uyudum. Özellikle kumsalı hatırlayınca gözlerim doluyor, denemeyin :')

Evet. Şimdilik aklıma gelenler bunlar arkadaşlar. Düşündükçe geliyor ama kesik kesik, uç uca birleştirilmiş, alakasız bilgiler yığmak istemiyorum.
Bir sonraki yazımda beni çok heyecanlandıran bir şeyden söz edeceğim. O zamana dek, hoşçakalın.

4 yorum:

  1. Daha önce duymadığım şeyleri blogunda yazdıklarından öğrendim, önce bunun için bi teşekkür ediyim, sonra da demin yazdıklarımın gitmemiş olmamasından dolayı çok sinirlendiğimi belirtiyim :) ne hevesle yazmıştım ama uçtu gitti şimdi :) Ateşli Cuma'yı duymuştum ama okullardaki uyuma salonlarını yeni duydum, ayy ne güzel yaa, diye de bir iç geçirdim tabi :) Uykuya aşık biri olarak bu uygulama tam benlik, Koreliler gibi benimde anında ve kısa süreli uyuyabilme özelliğim var (çok uykum varsa). Annemin deyişiyle, taşın üstünde bile uyurum :) Fakat uyku salonlarını Türkiyede hayal edemiyorum, zaten rahatlığı çok sevdiğimiz için ( en fazla tatilleri olan ülke Türkiye bildiğimiz gibi) bu bizi iyice gevşetirdi diye düşünüyorum :) Bizde, çalışmadan,emek vermeden bir yerlere gelebilme hayali var. Boşuna " Ağlamayan bebeğe süt vermezler" dememişler. Önce emek harcamak gerekir ki karşılığı olsun. Ve Korelilerin çok az uyumalarına rağmen günboyu dinç olmaları beni her zaman çok şaşırtmıştır,yine kendimi düşününce "ben o kadar az uyusam herhalde insanlıktan çıkarım" diyorum :) Ama Koredeki bir oyun şirketinde çalışan arkadaşımdan da bunu duyunca, dedim " bu çalışmayı çok sevmekten değil daha iyi bir hayat yaşamak için uykuyu en önemli şey olarak görmemekten" Kutluyorum valla, kolay iş değil o kadar az uyuyup yine de zihnin dinç kalması ve iyi işler çıkarmaları. Adamlar çok çalışkan bu bi gerçek yani, teknolojide uzakdoğu ülkeleri gelişmiş durumda ve günbegün gelişmeye devam etmekte bunlar böyle böyle sebeplerden kocaman işler çıkarıyorlar. Eskiden sadece Japonya ve Çin'in teknolojide çok geliştiğini düşünürdüm, daha sonra bunların içinde Kore'nin de olduğunu duyunca taktir etmiştim. Hatta Samsung ve LG'nin Koreye ait olduğunu ilk duyduğumda hem çok şaşırmış hemde sevinmiştim :) Türkiye bu iki markayı çok kullanıyor, sanırım bu konuda çok faydamız olmuştur onlara.
    Bunun dışında, yazılarının uzun olması kanaatindeyim, okuyanı sıkan bir anlatımın yok çünkü :)
    Sevgili sevgilinle olan anılarını, ilk tanıştığın zamanı da bekliyorum yazında. Tabi özelimi anlatmak istemiyorum diyorsan saygı duyarım ;)
    Yeni yazında görüşmek dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim Dilancığım^^
      Yeni şeyler öğrenmene, keyif almana, takip etmene hatta katkıda bulunmana çok sevindim. Umarım yazılarımı okuyan herkesle bunu yakalayabilirim.

      Samsung ve LG dışında, Hyundai de Türkiye'nin çok kullandığı bir Kore otomobil markası, biliyorsundur. İki ülkenin karşılıklı ticareti oldukça iyi durumda ve bu çok sevindirici.

      Yazılarımı uzatmaya çalışacağım, benim de aklımdan siliniyor bazı şeyler, o yüzden kesmek zorunda kalıyorum çoğu zaman. Ama bunu da dikkate alacağım.

      Son ricana gelecek olursam, bu alanı özel hayatımdan uzak tutmaya çalışmamın sebebi, beni bilmeyen herhangi birinin bloguma girdiğinde "bu kız ne anlatmış, ben Kore ile ilgili şeyler okumak istiyorum" dememesi içindi. Fakat, bu konuda çok istek alırsam neden olmasın? Sorun olmaz^^

      Tekrar çok teşekkür ediyorum, görüşmek üzere!

      Sil
    2. iremhanım bu yaz gelmeyi planlıyoruz ama umarım yazılanlar doğrudur ayrıca verdiğiniz bilgiler için tşkler...

      Sil
  2. Kumsalın günahı ne? Anlamadım.

    YanıtlaSil